Make your own free website on Tripod.com
     İSTANBUL'DA İLK İNSAN VE YARIMBURGAZ MAĞARASI


 

      “İnsan olarak tanımlayabildiğimiz canlılara ait bilinen en eski örneklere 1,5 milyon yıl kadar önce Doğu Afrika’da rastlanmaktadır. Bu atalarımız Doğu Afrikadan çıkarak dünyaya yayılmışlardır. Dolayısıyla ‘Dip Paleoliltik’ denen bu dönem Yarımburgaz mağaraları ve Büyükçekmece deki Eskice Sırtı ve Kilyos yakınlarındaki Gümüşdere Kumluğu buluntuları ile izlenir.”

YARIMBURGAZ MAĞARASI:

a-Mağaranın Konumu ve İlk Araştırmalar:
     “Yarımburgaz Mağarası, İstanbul kent merkezinin yalnızca 20 km. uzağında, Küçükçekmece Gölü’nün kuzey ucunda, yeni gelişen Altınşehir mahallesinin 1,5 km. batısında, Kayabaşı köylerine giden yol üzerindedir.Bilinen ilk araştırmalar 1845 yılında başlamıştır. 1927 yılında Prof.Hovasse’nin yaptığı sondajların hepsinde, mağaranın hiç bir yerinde ana kayaya ulaşılamamıştır.
     Mağaradaki önemli ilk araştırma 1964 yılında Türk Tarih Kurumu adına Prof.Ş.A:Kansu tarafından başlamıştır.64/65 kazılarında yukarı ve aşağı mağara ile galeri boyunca devam etmiştir.Kamu kuruluşlarının, definecilerin ve film çekimlerinin meydana getirdiği tahribatla mağaranın birçok yeri zarar görmüştür ve yapılan en son kazı tarihi ise 1986-88'dir.”

                    

                1986 Kazısında bulunan hayvan arka pençesi                                                                                1986 Kazısı Buluntuları

b-Mağaranın Yapısı:

“Yarımburgaz Mağaraları ilginç jeolojik oluşumun yanısıra 1 milyon yıldan bu yana İstanbul Bölgesi’nin geçirdiği tüm iklim değişikliklerinin izlerini kurak , soğuk , yağışlı , sıcak dönemleri , yükselen deniz istilasına ait dolguları içinde saklayan bir arşiv gibidir .Çok uzun bir zaman sürecini kapsayan katmanlarının bazılarında bulunan alet ve diğer buluntular ,zaman zaman mağaranın insanlar tarafından kullanıldığını göstermiştir .
          Yarımburgaz , Yukarı ve Aşağı Mağara ile bunları birbirine bağlayan bir rampadan oluşur . Yukarı Mağara 20 metreyi ağan tavan yüksekliği ile geniş bir hol ; Aşağı Mağara ise tavanı yer yer kubbeleşen ve dağın içinde birkaç yüz metre giden uzun bir tünel görünümündedir. Mağaraları oyarak biçimlendiren güçlü yeraltı suyu , bilinmeyen bir tarihte yer değiştirmiş ve günümüzde Tuna Suyu olarak adlandırılan kaynağı oluşturmuştur.”
         “Yarımburgaz  Mağarasının çok eskilere giden uzun bir öyküsü vardır ; kazı çalışmaları mağaranın doğal tabanına kadar inemediği için ; oluşumun ne kadar eski olduğunu bilmiyoruz . Ancak uzun bir süre boş durduktan sonra Orta Pleistosen Dönem ’de , insan ve hayvanlar tarafından dönüşümlü olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır .Mağarada bulunan yontulmuş çakıl taşı alet ve yongalar atalarımızın kullandığı en eski alet tipleri ile benzeşmektedir .Bu dolgudan yapılan arkeometrik ölçümler 300bin yıllarını göstermekte ise de jeomorfolojik veriler ve fauna daha eski olabileceğini düşündürmektedir .Yaşı her ne olursa olsun Yarımburgaz Avrupa’da ilk dönemler için en iyi tabakalanmış , en zengin buluntu topluluğunu ve ülkemizin de bilinen en eski yerleşimini vermiştir .
      Yarımburgaz Mağarasının daha sonra çok uzun bir süre insanlar ve hayvanlar tarafından  terk edildiği anlaşılmaktadır . Bir süre deniz istilasına da uğrayan mağara  varlığını sürdürmüş , içinde İstanbul bölgesindeki ortamın değişimini tanımlayan dolgular birikmeye devam etmiştir .”
          Üst Paleolitik Çağın sonlarına doğru Yukarı mağarada karstik küçük bir göl oluşmuştur . Varlığını Neolitik Çağ içine kadar sürdüren bu gölün , mağaranın görkemli görünümüyle birlikte o dönem insanları için gizemli bir çekiciliği olduğu anlaşılmaktadır .Nitekim günümüzden 7500 yıl kadar  önce  mağaranın yeniden iskanında , özellikle Yukarı Mağara ve bu gölün çevresi kullanılmıştır. Neolitik ve Kalkolitik Çağlar boyunca süren bu yeniden kullanım sürecinde gerek çevresinde , gerek göl dolgusunun içinde günlük kullanım araç gereçlerinden çok , kutsal alan gibi kullanıldığı izlenimi vermektedir .Yalnızca Marmara Bölgesinin değil , Balkanların da en özenle yapılıp bezenmiş kapları Yarımburgaz’da ortaya çıkartılmıştır .”
          Mağarada Neolitik ve Kalkolitik Çağlar’a ait beş tabaka bulunmuştur. Bunların en eskisi olan ve “Yarımburgaz 5” olarak tanımlanan kültür katı günümüzden yaklaşık 7500 yıl öncelerine aittir .Bu kültür katı , “Hoca  Çeşme kültürü” olarak da bilinen ,bölgenin ilk Neolitik Çağını yansıtan kırmızı astarlı çanak , çömlek vermiştir .Bu yapı katından sonra bölgedeki iklim koşullarının bir süre için sıcak ve kurak gittiği ,göl alanının önemli ölçüde küçüldüğü anlaşılmaktadır .Mağaradaki tabakalanma kısa süreli bir kesintiden sonra ,günümüzden 6800 yıl öncelerine ait 4. Kültür katı ya da Yarmburgaz Kültürü ile devam etmektedir .Girift oyma ve çizi bezemli çanak , çömleği ile belirlenen bu kültürden sonra mağaranın gene kısa bir süre için boş kaldığı , ardından günümüzden 6300 yıl öncelerine kadar süren üç kültür evresi daha geçirdiği anlaşılmaktadır .Yarımburgaz Mağaralarında saptanan Neolitik ve Kalkolitik Çağ kültürleri Marmara Bölgesindeki ilk tarımcı topluluklar ile bunların Balkanlar-Avrupa ilişkileri açısından büyük önem taşımaktadır .
          Mağaranın sonraki kullanımı ise Hellenistik Dönem’de olmuş ve Bizans  dönemine kadar burada önce bir tapınak , daha sonra da büyük bir manastır kompleksi gelişmiştir .Bu süreçte Yukarı Mağaranın içine bir asma tavan yerleştirilmiş , ortadaki büyük sarkıt sütun başı olarak biçimlendirilmiş , mermerle kaplandığı anlaşılan duvarlara nişler açılmış , dış cephe de tümü ile yapılarla kaplanmıştır. Bazı kısımları mezarlık olarak kullanılan mağara  Osmanlı Döneminde tümüyle terk edilmiştir. Nişlerdeki fresklerin izleri yakın zamanlara kadar görülebilmekteydi .

                              

                                                                                                1986 Kazısı buluntuları
 


                                                                                               Copyright © 1999  Erkan Turaç